Bir ucundan tutup soluğumuzu, ömrüne ömrümü
Bir an olsun unutup susuzluğumu, adına adımımı
Bir kez olsun susmayan, sonsuzluğa dilimlenen, anadilin kısır sancısını da gasp edip
Sevgisiz insan arası bağlarını
Bağında çocukları
Bağrından notaları söküp atalım
Sakın korkmayalım !
Bağırmayalım Sakın !
Bu kentin sakin sularını da kirletip hıçkırığımızla
Tükürelim iman edip, Yalanımızı/a
Darağacımın dağarcığına,
mor kez iflas eden insafımızı asalım da…
Şah damarından kesip kalemlerin. Kusalım üst tabaka saadetini.
Halk sadakatini.
Zamana bile küfredelim.
Koparalım itaatsiz inadının karanlığını
Kanunda köpeğin olsun şafağında çapaklarının
Ama sakın yaşlanmayalım.
Yalvarmayalım, Sakın !
Yemin ederim tanrı aşık değil!
Senin gördüğün uğrundaki kurbanların uğursuzluğu
Senin bildiğin isimsiz kulların ağırlığı
Neresinden bakarsan bak et parçası
Neresinden bakmazsan bu süreksizliğin yalan savunması.
Merdivenler ses çıkarır vakit eskidiğinde
Ama bilesin sinirlerim hala çelik.
Kırmızıya boyadım rengini, kırık yok uçlarında hiç.
Özgür bırakdım kediler gibi,
Ahenkle ilk ahirette dans etsin,
tövbe etsin,
affetsin diye kendilerini.
İlk söylediğin şarkı gibi mırıldan son nefesimi
Boğazıma attığın kördüğümden sor provasızsız hayalimin eşgalini
Bir türlü ölemiyorum.
Küvezim mabedim olsun ki anmıyorum ismini
Ama sen yine de boz artık üzerine zimmetli bu giyotin sessizliğini
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder