3 Temmuz 2010 Cumartesi

N-gram

güzel bir şarkı var. işte bende tam onu onikiden vurup, ortasından oyup içine saklanıyorum da gıcırdadı kör olasıca kapılarım. Kalıplarıma kapıldımda, sözünü ettiğin kalp kırığına takıldım.
zorda da kalmadın, zor da kullanmadın. ama çatladı işte belinden kemikleri dilimin.
hangi notada kalmıştım.?
hatırlamıyorum.(..)
hani garip bir öykü vardı usumun bucaklarında, usanmadan uzakta. bitirirken parça parça, uzuvlarından aşşağıya tavaf ibarelerini, belki yıllar sonra, belki geçmiş zman evvelinde anca vara bilmiştik ayak ucuna. battaniyesi kısaydı acımızın. acizimizinin. Ecelimizinse kayıptı ne ip ucu hem de parmak izi.
en son ne demiştik?
işte ben o dili unuttum.(..)
dilimi tuttum da tam düşerken tabumdan aşşağıya,taburem devrilmeden, süliyetin evvelinde lal’ımı uyuttum.. oğsutosun böcekleri küfürbaz, lalerimse az zavallı artık. boyunları hafif sağa, biraz batıya, biraz da sana eğik, sanki efkarlı… ama değil tevazudan, feyzinden toprağın ne de namusundan. Sadece suskunluktan.
‘su’sarlardı da tek lanet çıkmazdı bildikleri onca lisandan. sessiz sedasız yere yakın, ucu bucağı yek, aklı fikri tek kalakalırlardı. İnsafına şuurumu bandığım, N-gramlardan süzülen kanterin insafına kopan çığlık gecelerinde.
‘su’sarlardı…
‘sus’arlardı ençok...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder