Küfrün paslı çıkmazı
Sızıntımın gölgesinde büyümüş taş kaldırımlar adım adım istila eşiğindeydi odamı.
Kapı altından salınan, sokaklara düşen piç yağmur akıntısı, döşemenin üzerinde masum ama üvey cenin hatıraların peşindeydi.
Valize sığmayan kırmızı ve donuk an kırıntıları, sakin serindi.
Korkmuyorlardı… Ama sakınıyorlardı da kendilerini benden. Geçmişe açılan kucağımın eşiğinden ne tek bir hamle ne de şakağına tetik telaşındaydılar. Odanın, senin, mavinin arasında, kanlı çarşafa sarılıp, üşüyüp, kıpırdamadan.
Henüz kararmasa da gün,gölgeleri çoktan uzatmaya başlamıştı güneş.
Aceleye gerek vardı!
İlk kurtarılması gereken vicdanım, münafıklığın silsilesine dahil etsede kendini, her ne kadar mahşerin sol safını tutmuş olsa da, başka bir yöntem olmalı diyor içimdeki en cılız ses.
Aceleye gerek vardı..!
Ama yüzleşme krizimin ramak’ında toprak derimi; ısıran, yalayan, siken ölüm sessizliği tüm takati çekip çıkarmıştı ense kökümden. Şah damarımla benim aramda kalmıştı tanrı.
Sessiz ve savunmasızdık hatta saldırgandık da, ayna dahi olmayan turuncusuz hücremde. Duvarlar sabit, duvarlar güvensiz, duvarlar hain gibiydi…
Üstüme gelmeseler de geri de gitmiyorlardı.
Konuşmuyorduk ya da konuşamıyorduk. Ağlamıyorduk da. “çıt” sesine hasret bir duruş biçimi keşfetmiştik sayısını saymadığım denemenin sonuncusunda. kapağı kapanmayan valizin üzerinde ben, ama kapı eşiğinde, ama yerde darmadağın, ama bir kentin sol şeridinde ve biraz eğik ve biraz kuru ve biraz deprem gibiydik.
İşe yaramıyordu… Zaman durmuyordu, oysaki senin yokluğunda hep ve sadece teklerdi. Koşmalıydım…
Hayır, koşamazdım yüküm ağır.
Hayır!
Ama yine de acelem vardı. Ziyadesiyle te’kidi zaman lafsına… Konuşmalıydı birisi
…
…
İçimdeki tüm kalabalık susmuştu en olmadık yede. 1. 2. 3. 8. Ben, hepsi birden. Sevinmeliydim…!İlk kez tüm kişiliklerim müttefikti yani bu bendim. Yani ben korkandım. Yani ben proaktivitenin hiçbir farzını yerine getirmeyen küfre yakın olandım
Hayır sevinmemeliyim… Uzayan tüm gölgeler şehri kaplamak üzere. Kaçmalıyım. Sokakların yanmasına biraz kaldı, geç kalırsam bir daha hiç ölmem, bir daha asla taş kaldırımların yüzü tükürmez yüzüme…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder