Vücudunda eskiyen, büyüyen çizgileri anlat bana desem…
Kalemimle kırdığım köprülere, suyu iğne deliğinden deveyle getirsem desem.
İlkbaharın ilk ışığı beni de eritirdi, habersiz doğan senfonimde desem…
Biraz alkol alsan…
Beni alsan…
Susmasan…
Bağırsan…
Küfürde caiz mezhebimde…
Söz. Sana söz. Son sözüm yok desem… Konuşacak bir şeyde pek yok. N’olur anlat diyebilsem…
Dün gözaltına eklenen son kırışığı, dün ilk kez ellerine sıkışan son avcıyı… Dün son kez bana baktığın bende gördüğün yabancıyı…
Karanlık…
Çok…
Sessiz desen…
Belki.
Belki vaz geçsen. Belki kalelerimi…
Hayır, hayır daha erken, saat vicdanı henüz geçmedi.
Dur hayır…
Daha değil. Mor hüzün, güz, henüz…
Ecnebinin lügati değil bendeki. Gerçeğim inan.
İman…
Göğsümdeki tek kalan jilet pası, virajı, yanar merdivenlerden aşağı, sadrın biraz ve kısmen sol tarafı… Artan nabzın son bir gayret bahşettiği hasıraltı piç ilhamı… Hayır, azabı, belki duası…
Dur hayır vakti değil azı dişi kör bıçak dişinin.
…!
Dün sokakta gördüm kendimi bir ayağı yalın.
Oturmuş, bir intiharın kapı eşiğinde, havası soğuk, kürek kemikleri kan çanağı, kesmiş önce umudunu sonra kötürüm kanadından darağacını. … Ağzında salya, suratında hiç tanıdık olmayan bir şehrin makyajlı sonbaharı.
Hayır, sen anlat kaldırımları. Dilersen martıları.
Hayır. Duramam. Durduğumda taş, tas tarak hepsi toparlanıp çıkarılıyor. Türevleri yok.yoktu en son bıraktığımda kendimi aynamın sek duvarlarında. Yoktu en son sıfır kadar kesin, sıfır kadar hiç ve bir o kadar tanrı… gibi değildi ritmi çizdiğim hayatın.üzerinden kırmızı kalelerle, bastıra bastıra deler gibi eskitip ömrün beyaz sayfası, Haklısın ona çok yakındım yani sıfıra, haklısın silikti, sikikti karakterim savaşın ortasında. Ve sen beni görmüştün bir nüans arasında
Belki tekrar…
Denesen. Hayır, hayır bu değil demek istediğim.
Ama denesen…
Susarım ben söz.
Kusarım ben söz…
Çakarım, çıkarım çizgilerin nü dansından
Hem de iblis için… içindeki saf niyeti için. Kana kana ve bir yudum daha
Koku… Kötü, kuruntularım ve beyaz… Ve nota hatta notalardan ra…
Henüz Kötüyüz…
Tanrıların sırası değil, bu günün kaosu elimde değil
Elim mi. ölüm mü? Ne kaldı… hayır bilmiyorum. Hayır, ben bu cümleyi aslında çok seviyorum.
Seni…
Hayır, emin değildim. Hiç değildim Senin varlığın o zamanlar bir şehri yeşertmeye yetmez gibiydi. Aklımda farklı bedenlerin farz orgazmları beslenirdi. Hayır, o ben değildi. Ben değildim. Kendim değildi. Beni… bir piç kurusunu terk eden göz hapsinde, suni cezalardan işkence taburesinde …sende değil. Senle ilgili de değil…
Beyaz-mış saçların, buradan düşününce masanın karşısında duran hayalini…
Mavi…
Evet, biraz mavi… Sıralar tüm kıyıları, kuytuları hatta okulları hatta insanları sarmış bu sıralar, sıradan saysam bir iki üç hepsi aynı kopyanın adi cenin eskizi. Ar, damar, şah, mat, kalmamış.
(………………..)
Peki… Peki, neden anlatmadın kendini. Kavradığımda kıvrandığım… Yolların virajından aşağı göçebe sevdaların kavrulduğu kavşaklardan çıkmazlara, çıkarlardan sevdaymış gibi, kırmızı kiremitler kırlırmış gibi… Değildim…
Geç kadım…
Ama anladım
Peki… Anladığımda neden Yanımdaki sen değildin. Ben hiç kimse kadar değerli şahısların, şafak vakti soğuk kahvaltı ritüellerinde katılaştım.
Ölümsüz ölümler… Derdin…
Kısa cümlelerin…
Artık değil…
Hiç değil…
Tatminsiz kalıyorum sokak ortalarında bir ayağı yalın diğer ayağı çukurun göğsünde sızmış.
Göz ucu...evet.. Gözünün ucundan akan yedi rengin, hazzın, biraz çığlığın göz kararı verilen heyecanın kulak memesi kıvamında yaşanan vicdanın azabıyım.
Ve artık evet. Yeter…
Daha değil…
Anlat…
Sonuna karışan son intiharı, saçına katılan son ak perçemin hikâyesini. Yasına eklenen…
Hilkat garibesi, cüzam geçmişimi. Vur yüzüme.
Evet vur.
Söz bakacağım sonuna kadar dik dik bedenine. Kaçarsa gözlerim, kaçarsa şahdamarımdan yukarıya çekilen kanım köşesine…
Söz… Sana söz…
Eğer…
Evet, eğer adımım geri atılırsa…
irademle ya da irademsiz ,dolaylı anlatımdan aldatıma mahkum et beni…
İtirazım yok…
Sana yok…
Artık yok… Sen…
Hayır, senden başka…
Başka kimse…
Kimsesiz gibi değilim…
Kalabalık… hala inan çok kalabalık günlerim… de değil..
Senin gibi değil…
Gökyüzü değil…
mavi…
Hayır, bana farklı…
Çifte standart kulların döpar kulları…
Arasında…
Belki sen… Seninle…
Korkarım... Deli gibi…
Köpek gibi…
Belki bir ayağım yalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder