22 Ocak 2011 Cumartesi

duman altı

Belki anlarsın
-neyi
Işıklarını seyrettiğin şehrin yamacına düşen küf(ür)lü melekleri. Sokak lambaları örtüyor gerçeğin piç kaldırımlarını, kapkara serinliği…
Göz kamaştırıcı.
-çok yoğun
Haklısın. Asıl sorun gitmek.
Eylem olarak çok basit gözükse de, bu kentten iblis fısıltısıyla uzaklaşan yolda, kim bilir nerede basacak fırtına.
Kaçıp gitmek de kolay lakin kim sürer güzelliğini benim yanımda.
-ben sürerim
Hayır. Hayır! Olmaz. Bunu düşünmeye başlasam bile tekrar tehlikeye kapılmaktan korkarım. Artık bu duygu yanılgı olmaktan çıktı.
Ne kapımın gıcırtısı ne de fahişe sirenleri yeterli olmuyor takatimi çakmak için dizlerime. Koşsam, koşabilsem bile çıkardığım topuk sesleri bulur belki diye, Korkarım!
Aklımdan geçenleri okursun belki bir gün diye. Mesul olduğum kaos boğar bizi. Kurutur
Ana Dilimizi damağından çöl toprağı, sarsıntısından kurtulmanın en güzel yolu, Uyku!
-aşk mı anlattığın
Sanırım… Değil bir isme ne de bedene. Tek kullanımlık orgazm değil bendeki.
Bir söze, bir bakışa, maviye duyulan aşk…
Her kimde görsem, duysam titreyeyim en kırılgan no(k)tamdan.
Sevmek bu değil ve daim samimiyet ve daim yangın.
İşte bu ısıtır suyu
Ah..! Bir nefes alabilsem, biraz yaklaşabilsem
Sevdiğime deprem, üzüldüğüme darağacı bestesi…
Böyle bir aşkı hangi ruh hangi dua verebilir ki.
-anlaşılmaktan korkar gibisin
Korkan sensin herkes gibi daim ve ezeli
-inanmak
Evet inanmak
İntihara gidiyorum her gece iyi kalan son yanıma da yara bere içinde dönüyorum… Dönüyorum… Dönüyorum… Düşüyorum aynadaki yarıktan içime. Şaşıyorum hala dik duran biri var diye yüzümde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder