Sözümüz erimizdi... Er ya da geç başlayacaktı ilk savaş girişimi. Yalanımızı ezelden kuşanmış, küfrümüzü son gece yarısı kusmuştuk yüzümüze. Hazırdık teslim olmaya, yarından daha önce. Hatırlarsın, her fırsat da bir kez daha soyunurduk. Derimiz henüz eskimeden, sürtüne sürtüne birbirimize, Her fırsatta renk değiştirirdik. Hani bir nota duyardık da düşerdi ya tüm gardımız, çırılçıplak kala-kalırdık savunmasız, “Ben”liğimiz nefesini tutar biz olurduk. Bir olurduk, bir tek. Bulurdu şarkılar neresinde olursak olalım yazgının. Kararırdı kararsız adımlarım, nereye sürsem cesedimizi o yer mimlenirdi, kudururdu anılarım. Yere basmadan hiç ayaklanmadan… Emin değildik… Boyumuz daha kısaydı kelimelerden. her fırsatta dünyayı kurtarırdık ya yeniden, yer oynardı yerinden. Bir bizi alt edemezdik… .
Beklemedik. Hayır, hiç beklemedik. Teklifsiz tuttuk ellerimizi. Bakışmadan bulduk dudaklarımızı, nefesimiz izinsiz geçti boğazlardan, Yıkılacak son sınırlara da gül dikti çelik sinirlerimiz. Bağımlıydık ter kokusuna, sesimize, inanmaya her yalana...
Mutluyduk…
Kirimize rağmen karşı durabiliyorduk
İstemiyorum, evet hiç istemiyorum da yinede hatırlıyorum, isteksizce eğiliyorum avlumun köşesinde, sokaklar it yavrusu. Sokaklar sen. Bir zamanlar aynalarda seni görürdük hiç üşenmeden. Kravatını düz takmayı becerememen. Gözaltındaki şişlik,”o” hiç dinmeyen. Sağanak sağanak benimizden aşağı kaynar sular döken.
Ne beyaz olabildik ne serin. Gök kuşağında takılı kalmıştık,
Aynalar
Hala yerinde, kırılmadı hepsi Koynuma alıp uyudum her birini darılırsın belki diye.
Darılırsın diye dün gece,
ya yine darılırsa...
YanıtlaSiltanırım ben onu
YanıtlaSil